1. 1- the paradox of choice
  2. insanın önüne sunulan seçimlerin, özgürleştirmekten çok bir felç durumu yarattığını öne süren, ve zannımca haklı da olan bir barry schwartz kitabıdır. bir seçim yapıp, yaptığımız seçimi beğenmediğimizde "keşke diğerini seçseydim." demenin kolay olduğunu ve bu tutumun yaptığımız seçimden alacağımız hazzı azalttığını ileri sürmektedir. mutlu olmanın sırrının beklentileri düşük tutmakta olduğunu söyler.
  3. şu karikatür barry schwartz'ın anlatmak istediklerinin bir nevi özetidir: http://imgc.allpostersimages.com/...orker-cartoon.jpg
  4. 2- ergenlik
  5. beyindeki nöronların inanılmaz sayıda yeni bağlantılar oluşturmaya başladığı bir dönemdir. ama bu yeni bağlantıların ilk zamanlarda belirli fonksiyonları yoktur. çok fazla sayıdaki bu bağlantılar, daha önce var olan bağlantılar arasındaki sinyalleri keser veya karıştırır. bu kesintiler ise ergenlerin başka insanların duygularını yavaş anlamalarına neden olur. dolayısıyla, ergenlerin başına buyruk olmalarının nedeni beyindeki nöronlar arası bağlantı düzenini karıştıran yeni bağlantılardır. ergenleri sevelim.
  6. 3- beşiktaşlı olmak
  7. 8. sezonuyla ekrana gözlerini yumacak olan house m.d'ye yazacağım tek bölümlük tribute senaryonun adıdır. house'un ezik ekibi günden güne eriyen bir çocuğun hastalığına teşhis koymaya çalışacak. tabii ki, koyamayacak. daha sonra house pijamalarıyla gelip çocuğu bi' süzecek, "beşiktaşlı." diyecek. the end.
  8. 4- sigaraya başlama sebepleri
  9. vapurdur. vapurun arka kısmına geçip oturmuşsun. iskeleden aheste aheste uzaklaşıyorsun. martı çığlıkları falan. o eşsiz simit-çay-sigara üçlüsü sayesinde hazzın doruklarında dolaşan insanları görüyorsun. hepsi de koy götüne rahvan gitsin modunda. "nasıl etsem de, içimdeki bu özentilik fırtınasını dindirsem?" diye kara kara düşünüyorsun. iskelenin karşısındaki büfeden bir dal sigara almak istiyorsun. itoğlu dal satmıyor. mecbur paket alıyorsun. bir bakmışsın, aynı pakedi periyodik aralıklarla sürekli alıyorsun. ama koy götüne rahvan gitsin diyorsun, gidiyorsun.
  10. 5- oğuz atay
  11. çok samimi bir şekilde söyleyebilirim ki, babam gibi sevdiğim yazardır. her büyük yazar gibi kendini anlatarak bütün insanlığın gerçeklerini ortaya çıkarmış harikulade bir yazar. romanlarındaki anlatım tekniği oldukça sıra dışı. belli bir çağrışım düzenine göre oluşturulmuş savruk ama önceden planlanmış bir savruklukla geliştirdiği anlatım tekniğini önce biraz yadırgasanız da, bu anlatım tekniği kitaplarının ilerleyen bölümlerinde sanki kendinizle konuşuyormuşsunuz hissiyatı verir.
  12. tutunamayanlar ve tehlikeli oyunlar'daki ana kahramanlar üzerinden batıyı değil batıya öykünenleri eleştirir. kahramanlar batının akılcılığıyla, doğunun duyarlılığını birleştirerek sorunları çözmeye çalışırlar, ama başaramazlar, bocalarlar.
  13. 6- ekşi itiraf
  14. sanal alemde yarattığım karakterle gerçek kişiliğim arasında dağlar kadar fark var. emrah serbes'in dediği gibi "insan en az üç kişidir. kendisi, olmak istediği kişi ve aradaki farkta yaşayan üçüncü. en sahicisi de bu üçüncüdür. olmak istediğin kişiden kendini çıkardığında, aradaki farkta yaşayan kişidir en çok sana benzeyen. ne kendin kadar huzursuz ne de olmak istediğin kişi kadar hayalidir o."
  15. 7- temple grandin
  16. ileride çocuk sahibi olmak isteyen ama otizm hakkında kulaktan dolma düşünceleri olan her ahmet'in/ayşe'nin zihninde zaman zaman beliren ve insanı mesnetsiz bir endişeye gark eden "allah'ım, ya benim de otistik bir çocuğum olursa?" sorusunu bertaraf eden şahane bir film.
  17. aynı adlı zat-ı şahanenin ted.com'da otizm üzerine yaptığı konuşma: http://www.ted.com/...d_needs_all_kinds_of_minds.html
  18. 8- otizm
  19. bir farklılıktır, eksiklik değil.
  20. 9- internet
  21. insanların mizah anlayışlarını ve ironiyi algılayabilme kapasitelerini kayda değer bir oranda geliştirmiş gavur icadıdır. artık nesiller arasındaki mizah anlayışı farkı da yavaş yavaş ortadan kalkıyor gibi sanki. şu an yazarken fark ettim ki, internetin birçok alanda insanlar arasındaki farkı dengeleme özelliği varmış. neyse, bunun üzerine daha üsturuplu düşüneceğim sonra.
  22. 10- sabah sigarası
  23. günün ilk sigarasıdır. zat-ı âlilerini içtikten hemen sonra gelen o sıçma hissiyatının ardından kanaatim şudur ki; dumanı içime çektikten sonra o duman birtakım kimyasal tepkimelerden geçip katılaşıyor. eminim artık.

çaylak sırası

Comments powered by Disqus